|
Yazar Chirstina KARAMANOĞLU
|
Bugün yelken benim için bir hobi olmaktan çıktı ve bir yaşam tarzı haline geldi. Fakat her zaman böyle değildi. Londra da doğmuş ve büyümüş birisi olarak yılda sadece bir kez ailecek tatile gittiğimizde denizi görürdük. Tipik İngiliz havası ve med cezir yüzünden zaten sahilden daha uzakta olan denize girebilmek için yürüdüğümüz yol o kadar uzak gelirdi ki denize varınca yüzme zevkimiz kalmazdı. 10 yaşındayken bir yaz yüzmeyi dahi bilmeyen babam bizlere can yeleği giydirip bir tekne gezisine çıkartmıştı. Dalgalar dev gibiydi ve sırılsıklam olmuştuk. Eğer o zaman birisi bana bir gün yelkenliyle Dünya yı dolaşacağımı söylese hayatta inanmaz hatta gülerdim. Önce Halukla tanıştım, İstanbul'a yerleştim sonra denizle tanıştım. Şimdi fark ediyorum ki Haluk la tanıştığım zaman hayatımın 3 aşkıyla tanışmışım eşim,Türkiye ve deniz. Haluk hayatı boyunca İstanbul da boğazın yanında oturmuş ve denizle zaten bir hayli haşır neşirdi. O zamanlar Sadun Boro adlı bir Türk yelkencisinden çok etkilenmişti halen de öyle. Boş zamanlarımızı denizde motor botlarda yada arkadaşlarımızın teknelerinde geçiriyorduk. Bütün boat showlara, fuarlara gider yüzlerce broşür toplar bir gün sahip olacağımız yelkenlinin hayallerini kurardık. Birkaç yıl sonra 1984 ta oğlum Derin doğduğu zaman Haluk bir Hallberg Rassy almaya karar verdi ve sipariş etti. Bir yıl sonra tekne hazırdı Southampton a almaya gittik ve 49 ft lik yelkenlimizde yaşamaya başladık. Teknede 1 yaşındaki bir çocukla yaşanacağı için bir çok önlem almamız gerekti. İlk iş vardavelaların ve yatağının etrafını ağlarla çevirmek, ve havuzluğa kemerli bir araba koltuğu monte etmek oldu. Gelecek yaz tekneyi Türkiye ye götürme planları yapmaya başladığımızda kafamda bir sürü soru işareti oluşmaya başladı. Ben denizde en fazla bir hafta sonu yada birkaç gün kalmışken biz okyanus geçme planları hazırlamaya başlamıştık. Yelken hakkında öğrenmem gerekenlerin yanı sıra “Derinle ne yapacağım'' korkusu başladı. Ya deniz tutarsa yada denizin ortasında hastalanırsa? Peki fırtına çıkarsa güvende olur mu ben onu nasıl meşgul ederim eğlendiririm?. Marinadayken edindiğimiz arkadaşlarımızdan öğrenebildiğim her şeyi öğrenmeye çalıştım kitaplar okudum. Zamanla öğrendim ki denizde çocuk bakmanın karada çocuk bakmaktan o kadar da fazla farkı yok. Türkiye'ye vardığımızda İstanbul'daki hayatımıza dönmekten gün geçtikçe soğuduğumuzun farkına vardık ve kızım Denizin doğmasına 1 ay kalana kadar teknede yaşadık. İstanbul'a döndüğümüz zaman bazı işleri yoluna koyduktan sonra Dünya seyri için gün belirlemeye ve de teknenin eksiklerini tamamlamaya devam ettik. İstanbul'dan biri 14 aylık ötekisi 4 yaşında 2 küçük çocukla 1988 yılında 3 yıllık bir seyahat yapmak üzere ayrıldık. 5 yıl sonra Türkiye'ye döndüğümüzde ardımızda 42.000 deniz mili bırakmıştık ve çocuklarımız artık 6 ve 9 yaşına gelmişlerdi. Bugün çocuklarını da tekneye alanların sayısı gitgide artıyor. İnsanlar aslında o kadar korkulacak bir şey olmadığının ve çocuklar için ne kadar faydalı olduğunun farkına varıyorlar. Doğruyu söylemek gerekirse en önemli nokta çocuğu yaptıklarınıza katmak ve sorumluluk hissi kazandırmak. Çocukların ilgisini çekmek çok kolay, yapacak çok şey var. Yüzmek, şnorkelle denizin dibinin güzelliklerini seyretmek, balık tutmak, kitap okumak, resim çizmek gibi şeylerden hariç günlük hayattan konularla bile yapılacak çok şey var. Bizimkiler benimle beraber yemek hazırlamaya bayılırlardı. Köfte yoğurmak, pasta ve ekmek yapmak, kesmek biçmek şekillendirmek hem bana yardım ediyor hem yeni şeyler öğreniyor hem de meşgul oluyorlardı. Japon Origami kağıt katlama sanatı ile saatlerce uğraşırdık. Çoğu çocuk banyo küvetinde saatlerce suyun soğumasına rağmen oynayabilirler aynısını bir kova su ile teknede yapıyorduk. Düğüm atmasını öğrendikleri zaman teknede yardımcı olmaya başlayabilirler. Mesela usturmaçaları çözüp yerine kaldırmak ve söylenince çıkartıp yerine bağlamak Derin ve Denizin sorumluluğu haline geldi. Halat roda etmeyi hemen öğretmenizi tavsiye ederim böylece gideceğiniz yere vardığınızda tekneyi toplamanıza yardım edebilirler. Halat atmayı öğrenmek çok zevkli bir hale getirilebilir. Dümen tutmayı öğrenmek onlar için çok büyük bir adım olsa da teknenizin güvenliğinden ödün vermenize gerek yok. Bir yerden kerteriz alarak oraya gitmek ve yaptıklarını kontrol ettikten sonra ortada bir sorun kalmıyor. Başka teknelerin bayraklarından oyun üretmek hem sizin hafızanızı tazeler hem de onların eğlenceli bir şekilde öğrenmelerini sağlar. Teknede her şey kısıtlı miktarda olduğu için çocuklar erken yaşta ziyan etmemeyi ve her şeyi ayarlı kullanmayı öğrenirler. Gece oldu mu havuzluktan yıldızlara bakmak çok sık yaptığımız şeylerden biriydi. Biz Derin e okuma yazma bilmeden önce resimlerle günlük tutturmuştuk, böylece hem o gün ne yaptığının farkına varıyor ve hayal gücünü kullanıyor. Çocukların sağlığı sorusuna gelince başlarına gelebilecek her şey karada da gelebilir. Hatta şehirdeki mikroplardan. Başka çocuklardan bulaşabilecek hastalıklardan uzakta steril bir ortamda yaşıyorlar. Haluk ayrılmadan önce iğne yapmayı öğrendi ve doktordan uzak bir yerdeysek çocukların aşılarını o yapardı. Sağlık konusuna gelince en önemli nokta bir ilk yardım çantası. Teknede yapılacak olan her türlü müdahale ilk ve çoğu zaman tek yardım olacağı için bu çantada bildiğimiz ilk yardım çantalarından daha fazla malzeme bulunmalıdır. Eğer seyahat ettiğiniz ülkenin herhangi bir bulaşıcı yada salgın hastalığı varsa bundan haberiniz olmalı ve önlemlerinizi almalısınız. Teknede bir aile olarak yaşamak karada bir aile olarak yaşamaktan çok daha kolay çünkü hepiniz aynı ortamı paylaşmak zorundasınız. Ne yaparsanız yapın çocuklarınızla zaman geçiriyor olacaksınız. Hayattaki en değerli şey zaman ve bu zamanı iyi bir şekilde sevdiklerinizle paylaşmak için tekne ortamından daha iyi bir yer düşünemiyorum. Seyahatimiz sırasında çocuklarımıza aile kavramını çok iyi aşıladık. Başka insanların ailelere karşı tavırları da daha sıcak oluyor Örneğin Pasifık te bir yerde gümrük muayenesi için gelen memur gayet ciddi, iri yarı, korkunç denilebilecek bir adamdı ve teknenin içine girdi mürettebatımızın geri kalanını, yani çocuklarımızı görünce o dev adam birden ufaldı ve tekneden çok çocuklarımızla ilgilendi. Aslında geriye dönüp düşündüğüm zaman çoğu zaman biz çocukları değil onlar bizi meşgul ediyor ve eğlendiriyorlardı. Seyahatimize renk ve anlam kattılar. Benim için çocuklarla yelken yapmak en çok sevdiğim şeyleri bir arada yapabilmek demek. İstediğimiz yerlere seyahat ederken yanımızda evimizi ve ailemizi de götürebilmek çok güzel bir duygu. Her nerede olursak olalım akşam olunca evimize yani teknemize dönebiliyorduk. Umuyorum ki denizde çocuklarla edindiğim tecrübelerimi sizlere anlatmak, sizleri de artık çocuklarınızı yanınıza almaya motive etmiştir. Tabi ki bütün bunlar çok iyi, ne yaptığını bilen bir kaptan olan eşim sayesinde çok daha kolay hale getirildi. Yelken yapmak için çok iyi bir kaptan olmanıza gerek yok, en önemli unsur denize gönül vermiş olmanız. Zaten bir teknenin tek kaptanı olabilir ona güvenin yeter. |