|
Yazar Haluk Karamanoğlu
|
Sevgili Çocuklar ve Büyükler, “Gökova Yelken Kulübü” de nereden çıktı? diyen sayısız kişiyi zaman zaman duyar gibi oluyorum. Bu kişilerin bir kısmı bizi yürekten takdir eden seven, düşünceleri veya açıkça sözleri ile destekleyen kişiler, bir diğer kısmı ise burada bizim neyi amaçladığımızı, nasıl ve ne şartlarda bu kadar kısa sürede başarıya ulaştığımızı ve neden bu kadar uğraştığımızı anlamayan kişiler. Anlayıpta anlamazlıktan gelenleri saymıyorum... Neyse şimdi sizlere G.Y.K. nereden çıktı kısaca anlatmaya çalışayım;
Seneler süren hayalim olan denizlere açılıp, dünya okyanuslarını yelken ile dolaşmak, bazı insanlardan, medeniyetten!, bürokrasiden kurtulmak emelim, 1988 Eylül ayında yelkenli teknemiz Deriska ile dünya turuna başlayarak gerçekleşmiş oldu. Kızım Deniz 13 aylık, oğlum Derin ise 4 yaşındaydı. Eşim Chris' in hiç yelken tecrübesi olmadığı gibi denizciliği de yüzmekten ibaretti. Haa benim yelken tecrübem ise 1985 sonbaharında İsveç' ten İngiltere' ye teknemizin getirilişi sırasında misafir mal sahibi olarak gelişimde öğrendiklerimi ve edindiğim tecrübeyi göz önüne alırsak, o güne kadar hiçbir şey bilmediğimden ibaretti. 1985 kışını Southampton'da Deriska'da, yüzer evimizde geçirerek gerekli elektronik aletleri, ve sair ekipmanı monte ettim, bir taraftan da yapacağımız yolculukla ilgili kitaplar okuyup ders çalıştım. 1986 ilkbaharında Deriska' yı Türkiye' ye getirdik . Hem bu yolculukta hem de ve bizim sularda olabildiği kadar tecrübe kazandık. Chris Deniz'e hamile olduğundan, yeni tayfamızı da denize alıştırmış olduk... İşte ta o zamanlar, kendimin denizde doğup büyümeme rağmen neden yelken yapmadığımı, öğrenmediğimi düşünüp durdum. Belki ailemin yelkenci olmadığından, belki yelkenci arkadaşım olmadığından, belki kimsenin beni teşvik etmediğinden… bilemiyorum neden? Ama bu eksiklik kafamın bir köşesine yerleşmişti. Üç sene için planladığımız turumuz beş sene sürdü. Çocuklarımın okul sorunu olmasa pek kolay dönmezdim. Bu arada Derin' e ilkokul kitaplarından her gün ders veriyor, onu okula hazırlıyordum. Döndüğümüzde varlığından habersiz olduğumuz yeni yönetmelik gereği açıktan sınava girerek, 4. sınıfı kazandı. Deniz ise 6 yaşında 1. sınıfa başladı. Her ikisi de hiçbir okulun kendilerine veremeyeceği bir eğitim görmüşlerdi; doğal yaşamak ve onu korumak, kucaklamak. Turumuzun 5 yılı hiçbir maddi şeyle kıyaslanamayacak kadar güzel hatıralar, inanılmaz olaylar, iyi-kötü ders alınacak tecrübelerle dolu dolu geçti. Dünyanın okyanuslarında kimsenin gitmediği, bilmediği ülkelere gittik. Burada yamyam tabir ettiğimiz yerlilerin ağaçtan oyma kanularla yelken yaptıklarını gördük. Çocukların her birinin altında minicik kanularla denizde cirit attıklarını gördük. Bu adalarda Fiji, Tonga, Samoa, New Caledonia, Vanuatu, Solomon adaları ve tabii Yeni Zelanda… Avustralya' da kurulmuş yelken kulüplerinin ne kadar bilinçli ve sadece çocukların yelken ve deniz kültürünü edinmeleri için gayret gösterdiklerini fark ettik. Bu kulüplerin maddi imkanları başka spor branşlarından elde ettikleri gelirden gelmiyordu. Denize gönül vermiş üyelerinin mütevazı aidatları ve bağışları ile kulübü, iskelesine bağlanan yelkenlilerin bağlama ve sair hizmetlerden gelen bıraktıkları gelir, yelken kulüplerinin ana para kaynağıydı. Benim de kafama o zamanlar dank etti. Türkiye' mizde yaşayan insanımızın ne kadar denize arkası dönük, denizden korkan, onu kirleten bir toplum olduğumuzu ve çocuklarımızın da böyle yetişmesinin önüne geçilmesi gerekliliğini bir daha idrak ettik. Bu kafadaki büyükleri ve büyüklerimizi! değiştirmek zaman ve enerji kaybından başka bir şey değildi. Ama çocuklar eğitilebilir ve her eğitilmiş çocuk birkaç arkadaşını eğitebilir, onları doğaya kazandırabilirdi. Keşke benimde çocukken beni zehirleyen bir arkadaşım olsaydı da yelkene o yaşlarda başlasaydım. Turumuzun sonuna yaklaştıkça anlatılmaz bir hüzün çöküyordu içime. Bir taraftan özlediğim vatanıma, sevdiğim kişilere kavuşmak isteği, öbür taraftan bıraktığım zamandan kalan, insanı canından bezdiren bürokratlar ve bürokrasi ile insanca yaşamana engel olan medeniyet!!! İtiraf edeyim ki, Yeni Zelanda' ya yerleşmekten son anda vazgeçtik. Çocuklarımın kendi vatanlarında eğitim görmeleri, orada belki faydalı işler yapabilecekleri, kısacası vatan faktörü ağır bastı ve 1993 Mayıs 5 inde Antalya Kemer' e bağlandık. Rüyadan uyanmış gibiydim. Anlatılmaz bir huzur içindeydim. 5 sene yelkenli teknem ile ailem yanımda olduğu halde dünya okyanuslarını dolaşmış, birçok tatlı ve acı olay yaşadıktan sonra sağ salim ülkeme dönmüştüm. Ama şimdi ne olacaktı? 5 senelik birikimlerimizi hayata geçirebilmeyi, çocuklarıma ve çocuklarımıza bir şeyler öğretebilmeyi, verebilmeyi ve yeni bir yaşam tarzı yaratmayı düşlemeye başlamıştım. Bu nasıl olacaktı? Eski günlerde başımdan geçenleri gözümün önüne getirdiğimde moralim iyiden iyiye bozuluyordu. Bütün ümidim Türkiye' nin o zamanki başbakanı Sayın Tansu Çiller' in, ülkeye çağ atlatmış olmasıydı. Hani insan bazen gözü hiçbir şey görmeden bir atılım yapar ve inancı uğruna savaşır ya, hani hayal etmek bir işi başarmanın yarısı derler ya, bende ona ilave olarak, “inanmak” da ikinci yarısıdır diyerek, hiç vakit geçirmeden kafamdaki planı uygulayabileceğim bir yer aramaya başladım ve 1994 Eylül' ünde Karacasöğüt' teki şimdiki yerimizi satın aldım. Kısa süre içerisinde her şeyin eski hamam eski tas olduğunu anladık. Gezdiğimiz gördüğümüz ülkelerin ilerleyişlerini, her şeye olduğu gibi denizciliğe bakış açılarını göz önüne alırsak biz geriye doğru çağ atlamıştık. Bir kulüp kurmanın zorluklarını ve Türkiye' de kulüp denince akla gelenin içki, kumar vs… gibi kavramlar olduğunu fark ettik. Senelerce kulüp kurmadan yelken eğitimi vermek ve kafamızdaki konsepti uygulamak için mücadele verdik, inanılmaz bir kafa yapısı olan, sorumsuz kişi ve kurumlarla çarpıştık. Sonunda bana inanan bir avuç üye arkadaşımın desteği ile 2002 Nisan ayında Gökova Yelken Kulübü kuruldu. Hiç vakit geçirmeden eğitim faaliyetlerine başlayan G.Y.K., her yaz 3 er haftalık 3 kurs düzenleyerek 111 çocuğa; yelkeni, denizi, çevreyi kısaca doğayı sevdirdi. Karacasöğüt Köyü' nün denizi uzaktan bile seyretmeyen çocuklarını denize ve Türk sporuna kazandırdı. Sporcularına centilmence yarışmayı veya kaybetmeyi, dayanışmayı, kibar olmayı, büyüklerini saymayı, çevrelerine özen göstermeyi öğretti. Onlara kendilerine güvenmeyi ve başarmayı aşıladı ve G.Y.K. Yarış Takımı 3 senede sıfırdan yetiştirdiği sporcularını Türkiye' nin en iyi sporcu çocuklarına kafa tutar hale getirdi ve 2005 TÜRKİYE OPTİMİST ŞAMPİYONU ÇIKARDI.
İşte Gökova Yelken Kulübü buradan siz çocuklar için ortaya çıktı. G.Y.K. nın kuruluşundan bugüne candan destek veren üye arkadaşlarıma, bize güven duyarak çocuklarını emanet eden anne babalara, çocukların ve bazı velilerin her türlü sorunlarını göğüsleyen yöneticimiz Elif Keskin' e, benim her zamanki gibi yanımda olan eşim Chris' e, emeği geçen tüm antrenörlere ve kendilerini tüm benlikleri ile çocuklara adayan, onları olmaları gerektiği gibi eğitmeye gayret gösteren ve başaran sevgili oğlum Derin ve kızım Deniz'e, Kulübümüzü canı gönülden destekleyen herkese başarılarımızı borçlu olduğumuzun bilinmesini teşekkürlerimle arz ederim. Gökova Yelken Kulübü'ne hoş geldiniz. |
|
|