Ana Sayfa arrow Ocak 2006 Sayı:1 arrow Başkan'dan mektup
Başkan'dan mektup
Yazar Haluk Karamanoğlu   
    Sevgili  Çocuklar  ve  Büyükler,
    “Gökova  Yelken  Kulübü” de  nereden  çıktı?  diyen  sayısız  kişiyi  zaman  zaman  duyar  gibi  oluyorum. Bu  kişilerin  bir  kısmı bizi  yürekten  takdir  eden  seven, düşünceleri  veya  açıkça sözleri  ile  destekleyen  kişiler, bir  diğer  kısmı ise  burada bizim neyi amaçladığımızı, nasıl ve ne şartlarda bu kadar kısa sürede başarıya ulaştığımızı ve neden bu kadar uğraştığımızı anlamayan kişiler. Anlayıpta anlamazlıktan gelenleri saymıyorum...
    Neyse şimdi  sizlere  G.Y.K.  nereden  çıktı kısaca  anlatmaya  çalışayım;      Seneler  süren  hayalim  olan  denizlere  açılıp, dünya  okyanuslarını yelken  ile  dolaşmak, bazı insanlardan, medeniyetten!, bürokrasiden  kurtulmak emelim,  1988  Eylül  ayında  yelkenli  teknemiz  Deriska  ile  dünya  turuna başlayarak  gerçekleşmiş oldu. Kızım  Deniz  13 aylık, oğlum  Derin  ise  4  yaşındaydı. Eşim  Chris' in  hiç yelken  tecrübesi  olmadığı gibi  denizciliği de  yüzmekten  ibaretti.  Haa   benim  yelken  tecrübem  ise  1985  sonbaharında  İsveç' ten   İngiltere' ye  teknemizin  getirilişi  sırasında  misafir  mal  sahibi  olarak  gelişimde  öğrendiklerimi  ve  edindiğim  tecrübeyi  göz  önüne  alırsak, o  güne  kadar  hiçbir şey   bilmediğimden  ibaretti. 1985 kışını Southampton'da Deriska'da, yüzer evimizde geçirerek gerekli elektronik aletleri, ve sair ekipmanı monte ettim, bir taraftan da  yapacağımız yolculukla ilgili kitaplar okuyup ders çalıştım. 1986 ilkbaharında  Deriska' yı Türkiye' ye  getirdik . Hem  bu yolculukta hem de ve  bizim  sularda  olabildiği  kadar  tecrübe  kazandık. Chris Deniz'e hamile olduğundan, yeni tayfamızı da denize alıştırmış olduk...
    İşte  ta  o  zamanlar, kendimin  denizde  doğup  büyümeme  rağmen  neden  yelken  yapmadığımı, öğrenmediğimi  düşünüp  durdum. Belki  ailemin  yelkenci  olmadığından, belki  yelkenci  arkadaşım  olmadığından, belki  kimsenin  beni  teşvik  etmediğinden… bilemiyorum  neden? Ama  bu  eksiklik  kafamın  bir  köşesine  yerleşmişti.
     Üç sene  için  planladığımız  turumuz  beş sene  sürdü. Çocuklarımın  okul  sorunu  olmasa  pek  kolay  dönmezdim. Bu  arada  Derin' e  ilkokul  kitaplarından  her  gün  ders  veriyor, onu  okula  hazırlıyordum. Döndüğümüzde  varlığından  habersiz  olduğumuz  yeni  yönetmelik  gereği  açıktan  sınava  girerek, 4. sınıfı kazandı. Deniz  ise  6 yaşında  1. sınıfa  başladı. Her  ikisi de  hiçbir  okulun  kendilerine  veremeyeceği  bir  eğitim  görmüşlerdi; doğal  yaşamak  ve  onu  korumak, kucaklamak.
    Turumuzun  5  yılı hiçbir  maddi  şeyle  kıyaslanamayacak  kadar  güzel  hatıralar, inanılmaz  olaylar, iyi-kötü ders  alınacak  tecrübelerle  dolu  dolu   geçti.  Dünyanın  okyanuslarında  kimsenin  gitmediği, bilmediği  ülkelere  gittik. Burada  yamyam  tabir  ettiğimiz  yerlilerin  ağaçtan  oyma  kanularla  yelken  yaptıklarını gördük. Çocukların  her birinin  altında  minicik  kanularla  denizde  cirit  attıklarını gördük. Bu  adalarda  Fiji, Tonga, Samoa, New Caledonia, Vanuatu, Solomon  adaları ve  tabii  Yeni  Zelanda… Avustralya' da  kurulmuş yelken  kulüplerinin  ne  kadar  bilinçli  ve  sadece  çocukların  yelken  ve  deniz  kültürünü edinmeleri  için   gayret  gösterdiklerini  fark  ettik.
Bu  kulüplerin  maddi  imkanları başka  spor  branşlarından  elde  ettikleri  gelirden  gelmiyordu. Denize  gönül  vermiş üyelerinin  mütevazı aidatları ve  bağışları ile  kulübü, iskelesine  bağlanan  yelkenlilerin  bağlama  ve  sair  hizmetlerden  gelen  bıraktıkları gelir, yelken  kulüplerinin  ana  para  kaynağıydı.
     Benim de  kafama  o  zamanlar  dank  etti. Türkiye' mizde  yaşayan  insanımızın  ne  kadar  denize  arkası dönük, denizden  korkan, onu  kirleten  bir  toplum  olduğumuzu  ve  çocuklarımızın da  böyle  yetişmesinin  önüne  geçilmesi  gerekliliğini  bir  daha  idrak  ettik. Bu  kafadaki  büyükleri  ve  büyüklerimizi!  değiştirmek  zaman  ve  enerji  kaybından  başka  bir şey  değildi. Ama  çocuklar  eğitilebilir  ve  her  eğitilmiş çocuk  birkaç arkadaşını eğitebilir, onları doğaya  kazandırabilirdi. Keşke  benimde  çocukken  beni  zehirleyen  bir  arkadaşım  olsaydı da  yelkene  o  yaşlarda  başlasaydım.
    Turumuzun  sonuna  yaklaştıkça  anlatılmaz  bir  hüzün  çöküyordu  içime. Bir  taraftan  özlediğim  vatanıma, sevdiğim  kişilere  kavuşmak  isteği, öbür  taraftan  bıraktığım   zamandan  kalan, insanı canından  bezdiren  bürokratlar  ve  bürokrasi  ile  insanca  yaşamana  engel  olan  medeniyet!!!  İtiraf  edeyim ki, Yeni  Zelanda' ya  yerleşmekten  son  anda  vazgeçtik. Çocuklarımın  kendi  vatanlarında  eğitim  görmeleri, orada  belki  faydalı işler  yapabilecekleri, kısacası vatan faktörü ağır  bastı ve  1993  Mayıs 5  inde  Antalya  Kemer' e  bağlandık. Rüyadan  uyanmış gibiydim. Anlatılmaz  bir  huzur  içindeydim. 5 sene yelkenli teknem ile ailem yanımda olduğu halde dünya okyanuslarını dolaşmış, birçok tatlı ve acı olay yaşadıktan sonra sağ salim ülkeme dönmüştüm. Ama şimdi ne olacaktı? 5 senelik birikimlerimizi hayata geçirebilmeyi, çocuklarıma ve çocuklarımıza bir şeyler öğretebilmeyi, verebilmeyi ve yeni bir yaşam tarzı yaratmayı düşlemeye başlamıştım. Bu nasıl olacaktı? Eski günlerde başımdan geçenleri gözümün önüne getirdiğimde moralim iyiden iyiye bozuluyordu. Bütün  ümidim  Türkiye' nin  o  zamanki  başbakanı Sayın  Tansu  Çiller' in,  ülkeye  çağ atlatmış olmasıydı.
     Hani insan bazen gözü hiçbir şey görmeden bir atılım yapar ve inancı uğruna savaşır ya, hani hayal etmek bir işi başarmanın yarısı derler ya, bende ona ilave olarak, “inanmak” da ikinci yarısıdır diyerek, hiç vakit  geçirmeden  kafamdaki  planı uygulayabileceğim  bir  yer  aramaya  başladım  ve  1994  Eylül' ünde  Karacasöğüt' teki  şimdiki  yerimizi  satın  aldım. Kısa  süre  içerisinde  her şeyin  eski  hamam  eski  tas  olduğunu  anladık.  Gezdiğimiz  gördüğümüz  ülkelerin ilerleyişlerini, her şeye  olduğu  gibi  denizciliğe  bakış açılarını göz  önüne  alırsak  biz  geriye  doğru  çağ atlamıştık.
    Bir  kulüp  kurmanın  zorluklarını ve  Türkiye' de  kulüp  denince  akla  gelenin  içki, kumar  vs… gibi  kavramlar  olduğunu  fark ettik. Senelerce  kulüp  kurmadan  yelken  eğitimi  vermek  ve  kafamızdaki  konsepti   uygulamak  için  mücadele  verdik, inanılmaz bir kafa yapısı olan, sorumsuz kişi ve kurumlarla çarpıştık. Sonunda  bana  inanan  bir  avuç üye  arkadaşımın  desteği  ile  2002  Nisan  ayında  Gökova Yelken Kulübü kuruldu.  Hiç vakit  geçirmeden  eğitim  faaliyetlerine  başlayan  G.Y.K., her  yaz  3 er  haftalık  3  kurs  düzenleyerek  111 çocuğa; yelkeni, denizi, çevreyi  kısaca  doğayı sevdirdi. Karacasöğüt  Köyü' nün  denizi  uzaktan  bile  seyretmeyen  çocuklarını denize  ve  Türk  sporuna  kazandırdı. Sporcularına  centilmence  yarışmayı  veya  kaybetmeyi, dayanışmayı, kibar  olmayı, büyüklerini  saymayı, çevrelerine  özen  göstermeyi  öğretti. Onlara  kendilerine  güvenmeyi  ve  başarmayı aşıladı ve  G.Y.K.  Yarış Takımı 3  senede  sıfırdan  yetiştirdiği  sporcularını Türkiye' nin  en  iyi  sporcu  çocuklarına  kafa  tutar  hale  getirdi  ve  2005  TÜRKİYE  OPTİMİST  ŞAMPİYONU  ÇIKARDI.
 İşte  Gökova Yelken Kulübü buradan  siz  çocuklar  için  ortaya çıktı. G.Y.K.  nın  kuruluşundan  bugüne  candan  destek  veren  üye  arkadaşlarıma,  bize güven duyarak çocuklarını emanet eden anne babalara, çocukların  ve  bazı velilerin  her  türlü sorunlarını göğüsleyen  yöneticimiz  Elif  Keskin' e, benim  her zamanki  gibi  yanımda  olan    eşim  Chris' e, emeği  geçen  tüm  antrenörlere  ve  kendilerini  tüm  benlikleri  ile  çocuklara  adayan, onları olmaları gerektiği  gibi  eğitmeye  gayret  gösteren  ve  başaran  sevgili  oğlum Derin ve kızım Deniz'e, Kulübümüzü canı gönülden  destekleyen  herkese  başarılarımızı borçlu  olduğumuzun  bilinmesini  teşekkürlerimle  arz  ederim.
Gökova Yelken Kulübü'ne  hoş geldiniz.
 
< Önceki   Sonraki >
Gökova Yelken Kulübü © 2006 | Hosting MarkaHosting | Tasarım 3DGrafik