|
Badem, Sayın Mustafa KOÇ' un talimatı ile adeta manevi evlat olarak korunan bir Akdeniz Foku'dur. 2007 Aralık ayının başında Didim kıyılarında bulunmuştur. Annesini kaybetmiş olan Badem, hayatta kalabilmesi için acil olarak rehabilitasyona alınmıştır. Sualtı Araştırmaları Derneği, Akdeniz Foku Araştırma Grubu tarafından Foça'ya getirilmiş ve Foça Belediyesi veterineri Avni Gök ve SRRC Hollanda'dan Richard Dijkema tarafından bakıma alınmıştır. Tüm rehabilitasyon masrafları yine ona sahip çıkan Sayın Mustafa Koç ve ailesi tarafından karşılanmıştır.
Bulunduğunda sadece 22,5 kg ağırlığında ve ölmek üzere olan Badem, yaklaşık 3 ay boyunca sonda yoluyla balık püresi ile beslenmiştir. Nisan 2007'de serbest bırakılan ve Akdeniz sularına geri dönen Badem, rehabilitasyon merkezinden ayrılırken son derece sağlıklı ve 70 kg'a ulaşmış bir Akdeniz Foku haline gelmiştir. Bu, Türkiye'deki ilk yavru Akdeniz Foku rehabilitasyonudur.
Koruma altında bulunan Akdeniz Fokları, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanlardır. Ne yazık ki ağlarımızı parçalıyor, balıkları bitiriyor bahaneleri ile öldürülmektedirler. Oysa ki onlar ağları parçalamayacak kadar zeki, balıkları bitirmeyecek kadar da ileri görüşlüdürler.
Denizleri kurutan; dinamit atan, trol çeken, gece ışıkla dalarak uyuyan balıkları vurmayı sportmenlik sayan, tüp ile avlanan, yasak zamanda küçücük balıkları katleden, yumurtlama zamanlarını dikkate almayan ve gelecek nesil balıkları son sürat tüketen insanoğlunun kendisinden başkası değildir.
Evet işte, Gökova Sosyetesi'nden meşhur Badem Hanım da birgün bizim kulüp iskelesine bağlanmak üzere çıktı geldi. Geldi gelmesine de doğaya uyum sağlaması açısından, kendisine ilgi göstermememiz, hatta insanlardan uzaklaştırmamız, broşürlerde ikaz edilmekte ve önemle belirtilmekte olduğundan bağlanmasına izin vermedik. Ancak kendisi ısrar edince dayanamadık ve buyur ettik. Bağlanmak yerine iskelenin üstüne çıkıp sere serpe yatmayı tercih etti! Sıcak olunca suya dalıyor, sonra da ya bota ya da iskelenin üstüne çıkıyor, tekrar tembel tembel uyuyordu. O kadar sevimli o kadar cana yakın ve güzeldi ki bu bayan ile tanışmaktan kendimi alamadım. Önce her bayan gibi naz yaptıysa da, hemen beni kabullendi, güvendi ve oynamak istercesine suya girip adeta beni yanına çağırdı. Dayanamadım atladım. Tam istediği buymuş herhalde ki, daldık, yüzdük. Arada bir bana yaklaşıp onu okşamamı istiyordu.,Bir bebek kadar temiz ve içten... Onu kollarımın arasına aldığım zamanki mutluluğunu gözlerini gözlerimin içine dikerek göstermesi olağanüstü bir olaydı. Denizden çıkmama adeta izin vermiyor, karaya yöneldiğim zaman bacağımı ağzına alıp beni incitmeden ısrarla su altına çekiyordu. Bilmiyordu ki benim nefesim kendininki gibi değil. Badem 3-4 gün boyunca misafirimiz oldu. Bakıcıları geldi. Onları görünce Badem şeytan görmüş gibi kaçtı ve yok oldu. Sebebi onu alıp başka yere götürmelerinden korkmasıymış. Daha sonraları da kısa süreli ziyaretlerde bulundu. Badem' in kendisine zarar vermeyecek insanı seçmesi ne kadar ilginçtir. Kendisi Datça' da kumda yatarken kafasına taşla vurup yaralayan insanoğlu insanlar(!) dan canını daha yeni kurtarmış olduğunu daha sonraları bakıcılarından öğrendik. Böylesine bir olaydan sonra gelip de bana gösterdiği yakınlık, insanları ayırdedebildiğinin, kime güvenip kime güvenmemesi gerektiğini bildiğinin en iyi örneği değil midir?
Evet, ben aslında yapmamam gereken bir şey yaptım. Bana şefkatle yaklaşan bir Akdeniz Foku'na “Badem” e aşık oldum. Cezama razıyım Hakim Bey! Ama keşke insanlar da hayvanlar kadar içten ve sevecen olsa!!!
Eğer birgün Gökova'da yüzerken yanıbaşınızda "pufff" diye bir ses duyarsanız sakın ola ki panik yapmayın, korkmayın. Eğer hala insanlara güveni kaldıysa sizinle arkadaş olmaya çalışacaktır. Ama siz benim yaptığım hatayı yapıp ilgi göstermeyin ki doğa sevgisinden mahrum insanlar tarafından zarar görmesin sevgili Badem. |