|
Rekabetteki gelişmelerin sizi dezavantajlı kılabildiği, rakiplerinizin değişik özellikleri ile farklı rekabet avantajları elde edebildiği bir ortamda başarıyı yakalayacak strateji ve taktikleri oluşturabilmek... Modern teknolojiden faydalanarak ve pek çok parametrenin gereğini yerine getirerek performansı sürdürülebilir kılmak... Ekip kenetlenmesini, odaklanmasını ve motivasyonu en üst düzeyde tutmak...
Yukarıdaki ifadeler pekala bir ekonomi dergisinde, iş dünyasına yönelik bir yazının girişi için de kullanılabilir. Bu durum, yelken sporunun dinamiklerinin, iş dünyası ve iş stratejileri ile büyük paralellikler göstermesinden kaynaklanıyor.
Bu özellikleri ile dünyada ve ülkemizde giderek popülaritesini artıran yelken sporu, gerek benim, gerekse Microsoft Türkiye'deki çalışma arkadaşlarım için özel bir anlam taşıyor.
40 yaşından sonra başladığım bu spora olan merakım nedeniyle, özellikle de yelkenciliğin ekip ruhuna yaptığı katkıları ortaya koymak için Microsoft Yelken Takımını kurdum ve bu işi çok ciddiye aldım.
Burada bir parantez açmak ve Microsoft iş kültüründen bahsetmek istiyorum. Microsoft'ta yeni bir çalışanı bünyemize katarken, her bireyin liderlik özellikleri taşıdığına inanarak yola çıkıyoruz. Bu yaklaşım, tüm çalışanların liderlik vasıflarını ön plana çıkarmayı içerir. Liderlik konusunda çalışanlarımızı cesaretlendirir, hatta bunun için özel programlar uygularız. Liderliğin paylaşılan ve kültürel bir olgu olduğunu, liderin sadece en tepedeki kişi değil, değişik yönlerini kullanarak, kendi katkısını getirerek, yeri ve zamanı geldiğinde herkesin üstlenebileceği bir rol olduğunu kabul ediyoruz.
Diğer yandan, bir yönetici olarak her zaman doğru kişilerin doğru yerde olması gerekliliğine inanmışımdır. İnsanların beyin ve kalplerini işlerine açarak, şevkle her gün işe gelmelerini sağlamanın yöneticinin asli görevi olduğunu düşünürüm. Ayrıca, çalışırken eğlenmeye de inanırım.
Bu saydıklarım, başarılı bir şirketin yönetim kadrosu için olduğu kadar, iddialı bir yarış ekibi için de geçerli olabilecek bir DNA tanımı oluşturuyor bana göre.
Bu DNA çerçevesinde oluşturulan Microsoft Yelken ekibi, sene başında belirlenen bir program doğrultusunda antrenman ve yarış faaliyetlerini sürdürüyor.
Bu program dahilinde, bu yıl da BAYK Kış Trofesi yarışlarına katıldık. Bu yarışlarda herkesin ilgisi teknoloji harikası yarış makinelerine odaklanırken, benim ilgimi gezi sınıfında oldukça başarılı yarışlar çıkaran iki teknede yer alan, çocuk yaştaki genç yelkenciler çekti.
Denizcilik ve sporculuğu bu kadar küçük yaşta birleştirebilen bu yetenekli gençlere, onlara bu imkanı tanıyan ailelerine saygı duymamak elde mi?
3 tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin insanları olarak, denizi ve denizciliği bir anlamda yeniden keşfettiğimiz günleri yaşamaktayız. Denizle bu kucaklaşma sürecimizde beni en çok sevindiren noktalardan biri, çocuklara yönelik yelken eğitim ve sporcu geliştirme programlarının sayısında büyük bir artış gözlemliyor olmam.
Denizciliğin ve yelken sporunun, bir çocuğun gelişme dönemine katabileceği o kadar çok şey var ki...
Optimist üzerinde, 9 yaşında bir çocuk düşünün. Bu genç sporcu, bir yandan teknesini ve ekipmanını en iyi şekilde korumayı ve hazırlamayı, bir yandan bir atlet olarak bedenini ve ruhunu en üst hazırlık düzeyinde tutmayı öğrenecek. Bir yandan deniz ve hava koşullarıyla uyum sağlayacak, diğer yandan rakipleri ile mücadele edecek. Doğayla bir arada olacak, ona saygı duyacak, doğanın da kendisine saygı göstermesini sağlayacak. İçindeki liderin sesini dinlemeyi, o lideri açığa çıkarmayı, liderliği öğrenecek.
Sporun doğası gereği, pek çok ülkeden, pek çok kültürden kendisi gibi denize tutkun gençlerle aynı parkuru, aynı denizi, aynı havayı paylaşacak. Bir dünya vatandaşı, bir deniz insanı olacak.
Yelken, hem bireysel, hem de ekip olarak yapılabilen ender spor dallarından biri. Bireysel sporculuğun kazandırdıklarını, bir takımın üyesi olarak derinleştiren genç denizciler, “gereken anda, gereken yerde, gereken katkıyı vererek” liderlik sergilemenin önemini kavrayarak yetişiyorlar.
Yelkenle ilgilenen bir genç sporcu, bütün bu saydığım değerleri kazanarak, sosyal bir çevre içerisinde önce bir birey olmayı, sonra da bir topluluğun uyumlu bir parçası olmayı öğrenerek yetişiyor. Doğaya saygı duymayı, kendini ve ekipmanını hazırlarken gösterdiği büyük disiplinle doğayla uyumu, bilgisini ve teknolojiyi kullanarak şartları kontrolü altına almayı ve rekabetin bir parçası olmayı öğreniyor. Yelken, bireye bütün bu üstün özellikleri kazandırırken, onu bir ekibin parçası olarak eğiten bir spordur.
Günümüzde pek çok firmanın bu spor çerçevesinde eğitim programları gerçekleştirmesinin nedeni de bu aslında.
Genç yaşta bu sporun bir parçası olmak, bu sporun değerleri ile yetişmek hem çocuklarımızın hem de onların birer mensubu olacağı toplumumuzun geleceği açısından büyük faydalar barındırıyor.
Bu nedenle, Gökova Yelken Kulübü ve benzer kurumların düzenlediği eğitim ve kurs programları büyük önem taşıyor. Bu kurslara paralel veli programlarının geliştirilmesi de, bu sporu ailelere yaymak adına ayrıca önemli ve güzel. Bu eğitim programlarıyla kitleleri yelken ve yelkenin değerleri ile tanıştırdıkları için Gökova Yelken Kulübü yöneticilerine ve emeği geçenlere teşekkür ederim.
Son olarak, Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Nazlı İmre başta olmak üzere tüm yelken camiasının bir başarısı olarak, 2008 Temmuz ayında Çeşme'de gerçekleştirilecek olan Optimist Dünya Şampiyonası'nın önemini bir kez daha vurgulamak ve bu şampiyonada en üst başarıyı hedefleyen genç milli yelkencimiz İpeknaz Özden'e takım yelkencilerine başarı dilemek istiyorum.
Pruvanız neta, rüzgarınız kolayına olsun İpeknaz ve tüm yelkenciler.
Sağolun, varolun, Sayın Sadun Boro, Sevgili Haluk Karamanoğlu ve diğer tüm denize, yelkene, yelkenciliğe gönül verenler; hepimizin örnek aldığı liderler... |