|
Dünya turu hayal bile değildi |
|
Yazar Atilla Özçelik
|
|
Sadun Boro ile karşılaşmamın bir türlü kısmet olmadığını, aynı koylarda bir gün arayla demirlediğimizi ancak O'nun hep önde olduğunu anlatmıştım. Sevgili başkanımız Haluk Karamanoğlu'nun bir telefon görüşmemiz esnasında '' Bak sana kimi veriyorum? '' diyerek telefonu Sadun Boro'ya verdiğini ve bu şekilde tanıştığımızı da…
Bizim başkan sürpriz yapmayı çok sever. Evvelki yaz,üçüncü devre kursiyerlerimizi yolladıktan sonra sevgili eşi Chris ve şimdi bu sene vis-komodor'umuz olan Deniz Karamanoğlu ile beni Bodrum Marina'da ziyarete geldi. Güzel bir akşam yemeğinden sonra geceyi benim teknede geçirdik. Sabah kahvaltımızı B.A.Y.K. (Bodrum Açık Deniz Yelken Kulübü) nün bahçesinde yapmak üzere kulübe gittik. Bir taraftan ne yiyeceğimiz üzerinde konuşurken, Başkan da telefonda görüştüğü kişiye '' Hadi bekliyoruz geç kalmayın ''diyordu.
Tam kahvaltıya başlıyoruz, bir çift kapıda belirdi ve bize doğru yürüdü. Sadun BORO ve eşi Oda hanımefendi. Neredeyse hepimizin yelken sevdasına kaynak olan, bayrağımızı dünya denizlerinde gezdiren ilk denizci ve ona refakat eden eşi…. Masada yanımda oturan ise aynı denizlerde dolaşmış ikinci Türk ,eşi ve peri gibi güzel kızı Deniz.İçim cız etti denir ya. Benim içim de cız etti. Keşke ben de üçüncüsü olabilseydim dedim.
Evet, böyle tanıştım o büyük denizci ile. Evvela şunu söylemek isterim. Geçen yıllar ondan bir şey götürmemiş. O deniz sevgisini, heyecanını hep korumuş.
Konuşurken, içinizde onun bu geziyi gene yapabileceğini hissediyorsunuz. Bir de her başarılı erkeğin ardında bulunan o muhteşem kadını görüyorsunuz.
Sadun Boro'nun Sadun Boro olarak kalmasını sağlayan eşi Oda hanımefendiyi. Sadun ağabey (yeni de tanışsanız o her zaman sizin ağabeyiniz) o kaybetmediği yaramaz çocuk, genç delikanlı havasıyla konuşurken, Oda hanım onu yüzünde tatlı bir gülümseme ile dinliyordu.
Ben bu denizci ve eşi gözlemimi bizim başkanı tanıdığımda da hissetmiştim. Hatta bir gün başkanla da görüşümü paylaşmıştım. Chris olmasa arkanda Sayın Başkan sen bu başarıları belki gene yapardın ama bugünkü gibi olmazdı demiştim. Çünkü bizim başkanda da o yaramaz çocuk, genç delikanlı havası hep vardır. Aslında her ikisi de hava olarak değil hakikaten öyleler.
Sonra Haluk 'lar tekrar Karacasöğüt'e doğru yola çıktı. Malum, O oradan en fazla bir gün uzakta kalabilir eğer mecburi bir işi olmazsa.
Biz de Sadun Ağabeyin efsanevi teknesi Kısmet 'e gittik Bana kitabını imzaladı. Ancak bu yaz ilk optimist kursunu yapmış olan kızım Nefise '' Ailenin en genç denizcisi benim , kitap benim hakkım '' diyerek kitaba el koydu.
Son olarak şunu söylemek isterim. Sadun Boro ve Haluk Karamanoğlu sizleri tanımak bir onurdur. O devirlerde bu işleri değil başarmak, düşünmek bile aklımıza gelmezdi. Dünya turu yapmak bir hayal bile olamayacak kadar uzaktı bizlere. Ama siz bunların yapılabileceğini gösterdiniz. İzinizde bu gün pek çok gencimiz yol almakta.
Size sonsuz teşekkürler… |