|
Dünyayı tekne ile dolaşmak isteyenlerin kullandığı belli başlı rotalar vardır. Bu rotalar günümüzün keşifleri değildir. Aslında temelleri 1500'lü yıllara gider.
Seyahatlerde kullanılan rotaların temelleri ticari ve askeri seferlere dayanır. Avrupalı ülkelerin kolonileşme yarışları zamanında, yeni kurulan kolonilerle yapılan ticarette hız, önemli bir faktör olmuştur.
İngiltere'den çıkan bir gemi 60 gün içinde Avustralya'ya varıp bir iki ay içinde ikmal yapıp, tekrar 70 günde İngiltere'ye dönmeyi başarmıştır. Bu hızlı Clipper gemilerinin, bu seferlerde kullandıkları rotalar, günümüzdeki okyanus yarışlarında kullanılan rotaların temelidir. Vendee Globe ve Volvo Okyanus yarışlarında kullanılan rotalar işte bu hıza dayalı rotalardır. Aynı zamanda keşfetmek ve yeni koloniler kurmak için kullanılan rotalar ile daha sonradan açılan Panama ve Süveyş Kanalları da günümüzde gezginlerin rağbet ettiği rotaları oluşturmuştur.
Tarih boyunca, sosyal bir varlık olan insan, kendi istek ve ihtiyaçları için diğerleri ile ilişkiye girmiştir. Kimileri hayatını keşfetmek, görmek ve bilinmeyene yola çıkmaya, kimileri de daha fazla güç ve imkanlar elde etmeye adamıştır. İşte asıl keşifler de bu iki değişik amacını yerine getirmeye çalışan insanların işbirlikleri sonucunda ortaya çıkmıştır.
Rotalar genellikle bazı kriterler doğrultusunda seçilir. Bunlar doğal şartlar (fırtına mevsimleri, akıntılar, rüzgarlar), politik/bürokratik şartlar (vizeler, değişik ülkelerin değişik uygulamaları), tayfa ve teknenin rotaya uygunluğu, istekler/farklı zevkler/beklentiler ve finansal bütçedir.
Dünya dolaşırken kullanılan tabiri caizse “otobanlar” vardır. Gezginler belli zamanlarda bu otoban girişlerinde buluşur ve istese de istemese de bu otobanlarda beraber yol alırlar. Daha sonra otobanlar tali yollara ayrılır. Herkes kendi seçtiği ara yolllarda keşfe çıkar. Aylar sonra bir bakarsınız ki yine bir otoban çıkışında tekrar buluşulmuş ve yeni bir geçişe hazırlanılıyor.
Rota seçimi kadar zamanlama da kilit faktörlerdendir. Çünkü her kim olursa olsun, önündeki zaman için genel de olsa bir plan yapmak zorundadır. İşte bu yüzden, bir adım atmadan önce atılacak diğer adımlar, rotanın ve zamanın ne şekilde harcananacağının bel kemiğini oluşturur.
Fırtına sezonları, rota ve zaman planlamasının ana kriteridir. Örneğin Atlantik Okyanusu geçişinden sonra varılan Karayip Denizi'nde Haziran ve Kasım ayları arasında tropik kasırga (Hurricane) sezonu vardır. Bu kasırgalar Atlantik Oyanusu geçişi için belli zaman aralığı verir. Ayrıca eğer aynı sezonda Panama Kanalı geçişi planlanıyorsa Karayipler'i ziyaret için ayrılacak maksimum süre de bir kriter oluşturur.
Tüm bu kriterler doğrultusunda tekne ile dünya seyahati yapanlar, genelde şu rotayı ve zamanlamayı seçerler. Tabii ki seyahate başlanacak yere göre sıralama da değişecektir. Biz, Türkiye'den çıkılan bir turu örnek alalım:
Akdeniz'den seyahat genelde yazın başlar. Akdeniz'in en güzel mevsimi yazdır. Akdeniz ülkeleri yavaş yavaş tadını çıkara çıkara gezilir. Eylül gibi Cebelitarık'a varmakta fayda vardır. Ekim ayı artık Cebelitarık, Kanarya Adaları geçişi için geç bile olmaya başlamıştır, çünkü eylülden sonra fırtına çıkma ihtimali gittikçe artmaktadır. Ekimde Kanaryalar'a varan tekneler Kasım gibi Atlantik geçişine çıkmaya başlar. Kanaryalar'da teknenin bakımları yapılır ve geçiş için gerekli erzak depolanır. Ocak ve Şubat aylarında Alizeler yani Atlantik ticaret rüzgarları artık daha bir oturmus ve geçiş için daha kuvvetlenmeye başlamıştır. Yani daha hızlı bir geçişe müsait hale gelmiştir.

Karayipler'e varan tekneler, şayet Panama Kanalı geçişini aynı sezonda yapacaklar ise şubat martta Panama'da olmalıdır. Daha evvel Panama'dan Büyük Okyanusu geçmeye çalışmak doğru olmaz. Çünkü daha sonra varılacak Markiz Adaları Mart sonuna kadar tropik fırtınaların (Siklonlar) tehditi altındadır. Bir sezon daha Karayiplerde geçirecek teknelerin ise hazirana kadar vakti vardır. En geç Haziran gibi Karayipler'de nerede sezonu geçireceğine karar vermek ve orada olmak gerekir. Genelde Trinidad ve Venezüela seçilir. Çünkü buralarda hem yaşamak için makul fiyatlar vardır hem de fırtına kuşağının dışında kalır.
Panama'dan çıkan teknelerin çoğu yolda önce Galapagos Adaları'na uğrarlar. Bu adalar hem bitki örtüsü hem de hayvan türleri ile bir doğa harikasıdır. Balinalar, deniz aslanları, dev kaplumbağalar ve penguenler adeta günlük yaşamın birer parçasıdır! Galapagos ziyaretinden sonra tekneler Markiz Adaları'na yola çıkarlar. İşte artık meşhur Pasifik Adaları ile tanışma vaktidir. Bu adaların güzelliğiyle ilgili çok yazılıp çizilmiştir ama buraları anlatıldığından da daha güzeldir. İnsanları, kültürü bitki örtüsü ve denizaltı şaşırtıcı güzellikler taşır.
Markiz Adaları'na kadar otobanda beraber olan gezginler ya Tuamotu ara yoluna saparlar ya da bu tehlikeli arşipeli atlayarak Tahiti'ye ulaşırlar. Fransız Polinezyası olarak da bilinen Sosyete Adaları'ndan biri olan Tahiti bu adaların merkezidir. Panama'dan beri uygarlık yüzü görmeyen gezginler burada kendilerini şımartır, eksiklerini tamamlar. Fransız Polinezyası buranın meshur 14 Temmuz Bastil Günü kutlamalarından sonra geride bırakılır. Burada yine bir karar vermek gerekir. Ya daha güneye Cook Adaları'na inilecektir ya da kuzeyden Samoa Adaları'na geçilecektir. Güneye indikçe kuvvetli havalar artacak ve daha yorucu etaplar baş gösterecektir. Ayrıca Cook Adaları'nın liman girişleri oldukca sığdır. Su çekimi fazla olan tekneler için bu adalar bir hayal olmaya devam eder. Cook Adaları'ndan sonra vakit elverdikce yoldaki diğer adalar ziyaret edilir. Artık yavaş yavaş Pasifik'te kalınacak mı yoksa Hint Okyanusu'na devam mı edilecek, bunun kararını vermek gerekir. Bu bölgenin fırtına sezonu aralık-mart ayları arasındadır. Onun için en geç kasımda buradan çıkmak gerekir. Bir sezon daha Pasifik'te geçirecekler genelde Yeni Zelanda ve Avustralya'yı seçer. Yine seçim için en büyük sebep fırtına kuşağının dışında olması ve gerekli imkanların bolluğudur. Cook Adaları'ndan sonra gezginler sırasıyla Tonga ve Fiji'ye uğrarlar. Buradan gidilecek yol ayrılır. Sezonu geçirecekler seçtikleri sığınaklarına çekilir, yola devam edecekler de Vanuatu'ya yola çıkarlar. Hint Okyanusu için Avustralya'nın kuzeyinde bulunan Torres Boğazı en geç ekimde geçilmelidir. Çünkü daha sonra rüzgarlar elverişsiz hale dönecektir.

Vanuatu'dan ya Avustralya'ya geçilir ya da kuzeye Papua Yeni Gine'ye. Ekim'de Torres geçişinden sonra yine tekneler Singapur'da buluşur. Önlerinde korsanları ile nam salmış Malaka Boğazı onları bekler. Bu korsan meselesi aslında daha cok gemiler için bir tehdit oluşturur. Küçük teknelerle pek uğraşmazlar. Malaka Boğazı'ndan sonra Malezya ve Tayland ziyaret edilir. Noel ve yılbaşı kutlamaları için tekneler genelde Tayland civarında buluşurlar.
Yılbaşından sonra, gezginler seyahate devam için tekrar yola düşerler. Bu sefer karar vermeleri gereken nokta, seçecekleri rotanın Kızıldeniz'den mi yoksa Güney Afrika'dan mı geçeceğidir. Son zamanlarda Kızıldeniz hala Akdeniz'e geçmek isteyenlerin ilk seçimi olarak kalsa da, bir çok tekne Somali ve Yemen tarafında olan korsanlık nedeniyle Güney Afrika' yı tercih etmeye baslamıştır. Kızıldeniz'e geçecek tekneler Tayland'dan ocak ayı gibi ayrılır ve önce Sri Lanka'ya oradan da ya Hindistan'ın güney batısında bulunan Cochin'e ya da Maldiv Adaları'na giderler. Daha sonra Kızıldeniz'e giriş yapmak üzere Oman ya da Yemen'e varılır. Buradan Babel Mandep Boğazı'nı geçen tekneler Kızıldeniz'i kuzeye doğru tırmanmaya başlarlar. Muhtemelen dünya seyahatleri boyunca ilk defa bu kadar uzun bir süre rüzgar ve akıntılara karşı olaraktan bu etabı da geçerler. Süveyş Kanalı geride bırakıldığında artık dünya seyahati tamamlanmış ve tekrar Akdeniz'e varılmıştır.
Turlarını Panama Kanalı'nı geçip, Pasifik'e açılmaktansa, Güney Amerika üzerinden yapmayı tercih eden gezginler, Kanarya Adaları ya da biraz güneyinde bulunan Yeşil Burun Adaları'ndan Brezilya'ya geçerler. Buradan adım adım güneye inerek, Horn Burnu'nu dönerler. Horn Burnu, tüm denizcilerin korkulu rüyası haline gelmiştir. Ancak burayı da dönmek için alternatifler mevcuttur. Sanılanın aksine, açık denizden Horn Burnunu dönmektense, Macellan ve Beagle Kanalları kullanılarak Pasifik Okyanusu'na geçmek mümkündür. Bu kanallar, açık denizin dalgalarından korunaklıdır. Ancak bu bölgedeki soğuk hava ve kuvvetli rüzgarlar aşılması gereken en önemli zorluklardır. Horn Burnu'nu döndükten sonra tekrar Şili Kanalları'nda yapılan uzun motor seyirlerinden sonra, bu rotayı tercih edenler Panama'yı geçen teknelerle Tuamotular'da tekrar biraraya gelirler ve yollarına devam ederler.
Yoldaki tüm denizcilerimizin rüzgarları, denizleri kolayına ve pruvaları neta olsun... |